SİNAN KARADENİZ
RÜYA RAPSODİ

1. PÖRTLEK PELTE

Sanrısıyız bu sentetik acıların
Buruşturulup atılan naylon hayatların
Arasında çirkin bir kurbağa
Tam değecekken gölgesi ölü adımların
Zıp zıp, piç tepkiler doğurarak
Yüzgeçleri işlevsiz ayaklarla                                                 
Çirkin sesimizle iletişime yalıtılmış
Sanrısıyız hür asfaltların

Mana mı? Çoktan yitirmişken itibar
Ve belagat yalan olsa da iyi satarken
Duyulur mu derin anlamı gerçek acıların
Etek boyu, dudak hızması, yapay yargı ve gözyaşı
Arasında feryadı çirkin kurbağaların
Ve sokakların dölleri taş atarken
Ve açarken arsız çiçekler gibi kahkaha
Anlaşılmaz ve yer etmez vicdanınızda
Gövdesi yaralı kurbağaların dramı

Partal elbiseli dizeleriyiz çılgınlıkların
Yanınızda oturan ecinni; alabildiğine soğuk
Görseniz, bitecek işgali yarasaların
Öğretilen kusmukların peltesi pörtleyecek
O bizimle konuşurken yağmura bakanların
İhtimal ki anlaşılacak bir gün hakikati
Fidan diken elleri seksenlik ihtiyarların

 

2. PUSARIK IŞIKLI LİMANLAR

Son çeyreğin paniği olmayacak bizde
Bir ağacın duruşu gibi her mevsim yerinde
Uçurtmasız bir çocuğun katılamadığı şölen
Oyunlarda yolukların hüznü olmayacak serde
Katı gerçeğe çarpan Tinanik'e verilse de adımız
Yarası hiç onmayacak yüreğin denizlerde

 

  —  ŞAİR:
Burgaçların korkusu neylesin bize
Savrulmuşken kucağına kara rüyaların
Kabulsüz limanların pusarık ışıkları
İtecek bizi hoyrat sürgünümüze

İmgeler parlayacak hep gök katlarından
Yönsemeler bir yangı gibi mısraya dökülecek
Gemimizin demir attığı her berrak şiir
Kirli kentlerin üstüne inceden çiseyecek

Anlaşılacak sanrı değil yaşadığımız
Ağları yırtarken kelimeler yüreklerde
Vuracak karalara, açıldığımız denizlerin
Hırçın anlamı ıssız seherlerde

Şaklayan kırbacımızdır her cins dize
Tozunu alır nallar, terk edilen yolların
Pespaye sahtelikler olunca ayan beyan
Çifteler savrulur uluorta, masmavi göğe

Görür kendini hiç böyle görmeyen kendi
Ölü uzuvlarda hayat yeniden dirimlenir
Göveren yapraklar gibi bozarık tepelerde
Ölü yatağındaki umut bir an için filizlenir

Çöle yağmur yağar, erik çiçeklenir kışta
Kuşların eti avcının boğazında düğümlenir
O yüzden kabul görmez pazar tezgâhında
Görmeden sevenlerin yolunda yürüyen şair

 

              —   DERVİŞ:

Allah tutar elinden sen ipinden tutarsan
O çok içten konuşur ona kulak verirsen

Hatasız bir cümlede yürürken sabahleyin
Kusursuz gecelerde yıldızlara bakarken

Dile gelen sağanaktır Allah, her daim, berrak
Bazen kıyıda hafif rüzgâr, dalgalar uyurken

Güneş döner ayetini okurken seherde
O ayeti yazar Allah, göğe en güzelinden

Konuşur her yaprak, boyasıyla desenlerin
Kurulur hep yeni cümle, sürgünüyle filizlerin

Allah girer de gönlümüzün kırıklarına
Kavuşur her çatlağı yaralı kemiğimizin

Elimizde birikir Allah, incecik gölge
Dinler derdini bütün, fısıldayan dilimizin

Denizde Yunus gibi yalnız ondan istersen
Ateşini su eder Allah yanan kalbimizin

Ve Allah dersen Eyüp gibi dertte, tasada
Şifa bulur hastalığı çürüyen etimiz

 

  —  ÂŞIK:

Aldandık gülüşüne, aşklar da yalanmış
Yarası şu kalbin Tanrı'dan armağanmış

Ne şifası var ne de dindireni bu derdin
Hep sızlayan gönle, ne de güzel gıdaymış

Sevmediğini düşlese çöle döner şu kalp
Ormanda şakıyan bülbül ya da Anka'ymış

Naçar sevmekmiş tek çaresi aşığın, sırrı:
Testiyi kırmadan bir ömür taşımakmış

Yanana kâr kalır nihayetinde yandığı
Külleri savrulan alevin yaydığı narmış

Yakmak yasaktır bir canı savaş dahi olsa
Ateşe atılan İbrahimlere alev gıdaymış

Görmeye ne hacet, açmışsa çiçek yürekte
Kokusu ruhu saran kalıcı bir baharmış

Neylersin yaşanacak her gün ölenler gibi
En zor öğrenilen lisan, ayrılığın lisanıymış

 

3.  BIÇKIN BAKIŞLAR SÜRÜLEN NAMLULAR

Kavlak derili, esmer çehreli tayfalar
Acılara alesta, yeni aşklara da
Çatılmış kaşların keskin izleri, bıçkın bakışlar sürer namlulara
Su yarılır kırılınca dümen,  yırtılır denizin saydam kumaşı        
Söküğünü diker tayfalar, atarken halatı mavi sulara

Kıyılar beklemez dalgalardan tomarlı şişe getirmesini
Tacirler mal ister yükseltecek sermayenin kıymetini
İnce fikirlerin kaba yaftalarla lekelendiği limanlardan
Kırılır engin sulara şu üç kişiliğin dümeni:
Görmeden seven âşıklar
Oldukça konuşan dervişler
Yazdıkça direnen şairler