Sevgilim yurt dışından gelen insanlar ülkemizdeki sarayları görünce, bu ne kadar büyük bir ülke diyerek hayran kalıyorlar. Biliyorsun itibardan tasarruf edilmez. Mesela Osmanlı da, son zamanlarında gitti Dolmabahçe'yi yaptı ne güzel, bilmem kaç kilo altın harcayıp. Şimdi sen diyeceksin e n'oldu yaptı da, devlet yıkılmadı mı, yıkılsın yıkılmasın önemi yok ki gözüm, önemli olan gelenlere aman Allah'ım bu ne büyük bir devlet dedirtmesi, mesela bizim beş tepedeki. Hangi ülkede var 1100 odalı saray. Beyaz saray bile 132 oda mı ne. Misal Amerika'dan biri gelse neye bakar, ülkedeki enflasyon oranına mı, işsizliğe mi, eğitim seviyesine mi zannediyorsun, bunların hiç birine önem vermez, sarayı gördüğü gibi nutku tutulur, oha diyerek parmağını ısırır, korkar bizden, bu devlet bizimkinden daha büyük diye düşünür. Allah'a çok şükür ki deha sahibi bir başkana sahibiz. Mesela öbür ülkelerin hiç birinin aklına gelmiyor bu taktik, keriz gibi teknolojiydi, sanayiydi carttı curttu uğraşıp duruyorlar, halbuki bir saray yaptırsalar tamamdı. Gerekirse hepimiz aç gezelim sevgilim, yeter ki Allah elimizden sarayımızı almasın. Amin.

Sevgilim insanlar olmadık şeylere mistik anlam yüklemeyi severler. Mesela peygamber develeri. gavurlar da praying mantis derler buna. Yani dil değişse de insan özünde aynı. Ot gelip ot gitmeyi sever insan. Öndeki iki kolu dua eder gibi kıvrık durur bu zalımın. O yüzden bu isimle adlandırılmışlardır. Hakikatte ise Allah'la, kitapla bir işleri yoktur. Cumaya bile gitmezler. Boyuna amanın ne zıkkımlansam diye düşünürler, sanki bu dünyaya bir tek yemeye, içmeye gelmişler gibi. ulan bu ne oburluk. abdest alıp iki rekat namaz kılsam demez hiç. dişisi çiftleşme esnasında erkeğinin kafasını koparıp yer. Bu şekilde üreme ihtimali artıyormuş güya, yamyamlığına böyle bir kılıf bulmuş. böyle peygamber develiği olur mu sorarım sana.

İslamcılar yüzünden bütün millet İslam'dan soğudu. ortalık ramazan günü ortalık yerde yiyip, içen başı kapalı kızlarla doldu. Oruç tutmadığı halde iftara gitme modası başladı. Benim şu an tek bir sevdiğim İslamcı var, o da Ömer Faruk maden. İnsanüstü radarım en ufak bir samimiyetsizliği beş bin kilometre öteden algılar. Bir de bu İslamcıların en büyük kolpaları, kendilerini sağcılıktan ayrı Görmeleri. Söz gelimi mesela hakan, ben bildim bileli sağcılara sövüp sayar, valla kusura bakma Hakancım ama seni de görüyoruz yani, sağcılığın dip noktasısın. Bundan öte sağcı uğraşsan da olamazsın. Hele etrafındaki o vıcık vıcık, yaşını başını aldığı halde emir eri gibi dolanan tipler.. bir de utanmadan sağcılık sözlüğü yazmıyorlar mı, siz necisiniz acaba, solcu mu yoksa hahahah. Allah aşkına elyesanın tipine bir bakın, bu tipte bir insana güvenip bir şeyinizi emanet eder misiniz. Kesin çocukken çin çarpmış bunu deyip az ötesinde durursunuz. Bulaşmak istemezsiniz. Bu hakana zaten sonradan bir şeyler oldu, Süleyman soylu olup çıktı. Bilmesek bizi de kandıracak, ağzından küfür düşmeyen bet bakışlının biriyken, Behlül dana ayakları çekmeye başladı. Ara ara akıllanmış mı acaba diye bakacak oluyorum, hala ona buna Nişantaşı bebesi bilmem ne lafları ediyor, kendi pazarda ciğer satıyor sanırsın.
Niye şiirden örnek veriyorum çünkü işin siyasi ayağının uzantıları bunlar. son 16 yılda ikiyüzlülüğün tarihi yeniden yazıldı. Allah olsam hepsini çarpmıştım ama Allah koç burcu değil benim gibi, sabırlı o, doğru zamanı bekliyor.

Şiirde anlamı reddeden ya da önemsemeyen biri değilim. Bir çocuğun bile rahatlıkla anlayabileceği şiirler yazdığımı düşünüyorum. tabii bu handikap olarak geri dönüyor bana. İnsanlar kolay bir şey yaptığımı zannediyorlar. Her neyse konu bu değil. Anlamı yıkmak gibi bir düşüncem hiç olmasa da, her şeyden anlam çıkarma merakı sıkıyor beni. Yani şöyle demek istiyorsun dimi gibi sorular, kardeşim öyle falan demek istemiyorum, hiç bir şey demek istemiyorum, eşek misin sen, bir de sana şiirin açıklamasını mı yapacağım, o kadar okul okumuşsun, makina mühendisi olmuşsun, düz yazı mı bu meret, öyle demek istesem onu yazardım.

Toplamış etrafına zararsız ve vasat tipleri kendi kendine eğleniyor eşsiz mizah anlayışıyla. Beni de önce engellemiş ama engellemenin çocukça bir davranış olduğunu bildiğinden, koskoca profesör sonuçta, yüksek iqsunu kullanarak engeli kaldırma kurnazlığı göstermiş, böylece otomatikman onu takipten çıkmışım (seni engellemedim sen beni takipten çıkmış,unutmuşsun sonra hesabı). Halbuki ben zaten kendi twitlerim dışında twit okumam hahah. hesabı da kitli, sanki devlet sırrı yazıyor mübarek, belki de hakikaten devlet sırrı yazıyordur hahahah, karanlık adam sonuçta.

Enes kurdaş'ın kitabını okudum. İyiymiş şiirleri hıyarın. Biraz Osman konuk'u andırıyor. Kitabın içine serpiştirdiği epigraflar da yılandan kaçan kertenkelevari.

Adamın şiirini herkes kıskanıyor.  mükemmel bir şiiri var çünkü. Bazen şiir üzerine bazı laflar ediyor, onlar da kıskanılıyor iyi mi. Adam resmen bu dünyaya kıskanılmak için gelmiş ve kesinlikle salak değil. Eğer onu kıskanırsanız bunu mutlaka anlar. Onunla konuştuğunuzda sizin hareketlerinizi gözler, neyi ne niyetle yaptığınızı bilir, IQ'su iyidir. Bazen kendimi onu kıskanırken bulduğumu itiraf etmeliyim, çünkü pek bir şey yapmayıp her şeyi kendin yaptığın zannına kapılmak müthiş bir şey olmalı. Eminim o da benim bu kıskançlığımı çok uzaklardan da olsa hissediyor. Çünkü hisleri de kıskanılacak kadar iyidir.

40 küsür yaşına gelmiş genç şair taklidi yapmak durumunda. Çok güzel imzalar atıyor ilk kitabına. İnsan vay be diyor ne kocaman bir yürek, adeta bir kazan aşureyi tek başına yemiş de gelmiş gibi. Bir sayfayı dolduruyor imza atmadan önce, yıllardır bu anı beklemiş çünkü, bütün kitapsız geçen günlerinin acısını çıkarıyor. Ulan diyorsun içinden, şu kitap imzalamak için kullandığın enerjiyi ve şevki şiirlerin için kullansaydın belki daha dişe dokunur bir şeyler yazardın hahah, neyse sağlık olsun. Ses tonu da iyi, güzel şiir okuyor, espri yeteneği desen apayrı, bir twitler atıyor gülmekten yarılırsın. En önemli özelliklerinden biri de çok iyi fav atması. Birisi sevmediği biriyle ilgili bir şey mi yazdı, ağzından salyalarını akıta akıta koşar. Her boktan twitin altında bunun pörtlek suratını görürsün. Yakışıklıdır da, güneş gözlüksüz dışarı çıkmaz.

Donkişot'un bir bölümünde, bu gidiyor bir grup kürek mahkumunu kimse böyle cezalandırılmayı hak etmiş olamaz diye düşünerek kurtarıyor, sonra onlardan bunun karşılığında, sadece gidip bu yaptığı kahramanlığı sevdiceğine anlatmalarını istiyor, onlar da, olmaz bunu yapamayız, sevdiceğinin bulunduğu bölge yolumuza ters diyerek geri çeviriyorlar bu isteği, başka bir şey iste bizden diyorlar, donkişot sinirleniyor, nankör herifler diyor, bunların üzerine yürüyor.  Sonra mahkumlar, ulan bu bizi kurtardığına göre zaten delinin teki olmalı diye düşünüp, başlıyorlar bunu taşlamaya. Benim de, da baddest'ı çıkararak yaptığım şey tam da bu aslında, kürek mahkumlarını kurtarmak istiyorum ama onlar teşekkür edeceklerine beni taşlıyor, deli diyor, hakaret ediyorlar. Kürek mahkumiyeti burada boktan şiirleri ve kerhane dergilerini temsil ediyor. Kimse böyle yerlerde yazmayı da, böyle şiirleri okumayı da  hak etmiş olamaz diyordum. Onlarsa biz buna müstehakız, mal mısın bizi niye kurtarıyorsun diyorlar adeta.

Zaman nasıl değişti değil mi, şairler kapitalizmi över oldu. Eskiden sırf kapitalizm karşıtı dizelerle yolunu bulabiliyordun. Bir takım ortamlarda kasıla kasıla boy gösterebiliyordun. Mahmut ekonomi okuyor. Bayağı da basıyor bu işlere kafası. Sabah akşam Keynes de Keynes diyor. Keynes mübarek bir adammış. İsmet Özel,  Keynes'ten nefretini ifade etmek için 20 uzun parça şiir yazmışken, yeni nesil, Keynes olmasa yiyecek ekmek bulamazdık diyor hahah. Vay be nerden nereye, kimler kimlerle beraber. Ben kapitalist değilim. Çünkü param yok hahahah. Param olsa ben de olurum belki. şimdilik bir oldschool olarak kapitalizm karşıtlığına talim.

Çocukken babaannemlerin evinin duvarının dış tarafına eşek arıları yuva yapmıştı. İki katlı bu evin üst katında büyük bir balkon vardı. Sürekli bir tehlike söz konusuydu. Kendime bir görev edindim. Dedim bu işi halletse halletse Memo halleder. Elime süpürgeyi aldım. Sanki süpürge değil de Kılıç vardı elimde ve ben battaldım. Yuvaya doğru saldırmaya başladım, başını dışarı uzatan arıyı pat diye indiriyordum. Her arı ölümünde sanki bir kafiri öldürmüşüm gibi gaza geliyordum. Böyle böyle 15-16 tane arı öldürdüm. Ama kaçınılmaz son başıma geldi. Neye uğradığımı şaşırdım. Bağıra çağıra babaannemin yanına geldim. Elimden sokulmuştum. Babaannem arının soktuğu yere domates kesip koydu, babaannemin dizlerine yatıp uzandım, ne yalan söyleyeyim acıdan ağladım, bir süre sonra elimin acısı dinince o domatesi yedim hatta hahah. Eşek arısı fena sokuyor, elim balon gibi şişti, bir hafta falan inmedi şişi.
Arılarla ilgili size bir püf nokta vereyim. Diyelim ki ormanda gezerken birdenbire bir arı sürüsünün saldırısına uğradınız. Tabii ki kaçın oradan, ama sakın ola suya atlayayım demeyin. Neden mi. Tabii ki arılar balık değil, suya girip sizi orada ısıracak değiller ama sizin nefes almak için sudan çıkmanız gerekecek mutlaka. Çıktığınız anda arı nefes almak için açtığınız ağzınızdan ısırır sizi. Sonra su yutmaya başlarsınız ve boğularak ölürsünüz. Dta demedi demeyin.

Gergedan böceği aramakla bulunan bir böcek değildir. Gergedan böceği sizi bulur. Bir ara haberler çıktıydı. Yok işte gergedan böceği bulan biri, 90 bin dolara satmış bilmem ne. Bunlar yalan, satsan satsan 1 dolara, 2 dolara satarsın bir koleksiyonere. Ama yakalanırsan doğal dengeyi bozduğun için 38 bin lira cezası var, hahah. Böceklerle çok haşır neşirim. Bu arada akrep zehri işinde de çok para var. Bir kilo akrep zehrinin piyasa değeri 10 milyon dolar civarı. Akreplerle ilgili çok düşünüyorum. Mesela bunların kitin tabakası muazzam. Hiroşimaya atılan atom bombasından etkilenmedi bu hayvan. Bu kitin tabakasıyla ne yapabilirim diye düşünüyorum. Doğada aç kaldığım zaman genellikle ağaç diplerinden çıkardığım kurtçukları yerim. çünkü protein deposudur onlar.
Ya da karınca atıştırırım. Mideniz bulandı dimi. Biraz aç kalın da göreyim sizi. Karınca yiyeni bilirsiniz. Sizce bu hayvan enayi de mi kocaman gövdesine, leoparla, pumayla kapışabilecek gücüne rağmen gidip karınca yiyerek el aleme maskara ediyor kendini, adını karınca yiyene çıkarıyor. ben size söyleyeyim, karıncadaki protein ette, peynirde, bakliyatta yok. karınca demişken. Mermi karıncasına dikkat edin. Böceklerle de yakınlık kurmayı sevdiğim için pek çoğu tarafından ısırıldım. Ama hiç birinin acısı mermi karıncasıyla karşılaştırılamaz. Aman diyeyim. Bazı arkadaşlar bana karadul örümceğini nasıl nerede buluruz diye soruyor. Karadulu hiç bir yerde bulamazsınız. Her yerde bulursunuz, hiç bir yerde bulamazsınız. Karadul kendini göstermez. Ağda durmaz, toprağın altına yuva yapar ya da bir kaya'nın altına saklanır. Nerden anlarsın karadul olduğunu, çok sert ağları vardır, çatır cutur sesler gelir koparırken. Bunlar kitaplarda falanda filanda yazmaz, bunlar benim kendi gözlemlerimden çıkardığım sonuçlar

Mustafa bazen çok konuşuyor. Benim de okumam lazım. Bir sus Mustafa da diyemiyorum. Yok bir daha sıcak rakı içmeyecekmiş, piknikte içmiş, midesi bulanmış, yok canı ciğer istemiş, evde kendi kendine yapmış bana onun tarifini veriyor, yok tütün alacaksam askeri malzemeler satan dükkanlara gitmem gerekirmiş onların hepsi bizim gibi doğuluymuş, yok biz Türkler sevişmeden önce yıkanacağımıza, iş bittikten sonra yıkanıyormuşuz, sevil can hemşire, insanlar arasında ayrım yapıyormuş, doktor alp'e erik ikram etmiş, buna etmemiş, mügeye günaydın demiş, cevap vermemiş, duymamıştır dedim, yok ya ne duymaması dedi. Avşa adasına gitti tatile, hemşireler de çok konuşuyor. Hüseyin de bir şeyler diyor, hiç bir şey anlamıyorum, bazı sözcükleri yutuyor galiba, ben de herhalde espri yaptı diye bir şey anlamadığım halde yalandan kahkaha atıyorum, bir tek sayısal çıkmadı gitti lafını anladım, dedim tutturanlar arasında iflah olan yokmuş zaten, onlar salak ya gidip parayı içkiye, kadına yatırıyorlar dedi. Biz ne yapacağız sanki gidip fabrika mı açacağız o parayla, bir trilyon deyip duruyorum, bulsam ne yapacağım hakkında hiç bir fikrim yok, parayla çok işim yok ki, geçen düşündüm param olsa alacağım şeyler şunlar: motorsiklet, makinalı tüfek, elektro gitar, ve Press makinesi.
Buna benzer bizim oraların deyimiyle gıllıgırık şeylere yatırır bitiririm o parayı, gidip de kendime iş miş kurmam. İş kuracaksam sayısal niye oynayayım, işten kurtulmak için oynamıyor muyum. Hahah.
Deist olduğum halde faize de vermem, faiz her türlü haram benim için, adaletsizlik nedeni, sosyalizmde de yasak değil mi bu meret. Bir kaç sene içinde dımdızlak kalırım ortada.

Geçen sifumun yanında bir adam arsa almaktan bahsetti, benim buralarda bir yerden hep ünlüler arsa alıyormuş, demir yolu mu geçecekmiş ne, sifumla konuştular, ben de öyle mahzun mahzun dinledim, sifum ucuz bir yer bulursan sen de yatır Memo dedi, arsanın zarar ettiğini hiç görmemişler. Sonra kader konusu açıldı, iki tür irade varmış külli irade, cüzi irade.

Peki ya cüzi zannettiğimiz irade de külliyse. Cebriyeciler diyor ki kulun iradesi yok, içki de içsen, kumar da oynasan bu işte senin bir rolün yok. Mutezile bunun tam tersini söylüyor. Peki ehli sünnet uleması (matüridi)ne diyor. Onlara göre insan kesb eder. Yani ne demek kesb etmek, teşebbüste bulunur, gayret eder yani, Allah da bunu sonuca vardırır ya da vardırmaz. 

Ertanı gördüm bugün. Mustafa'nın lakabı kobraymış. İşini çok sessiz halledermiş, kimse ne yaptığını görmezmiş, sonra bir bakarlarmış kız Mustafa'nın evinden çıkıyor. Sevilcan'a gıcık olmuş dedim. Onu ben de sevmem dedi. Dedim işte böyle böyle (müstehcen) şeyler yapmaktan bahsetti, kahkaha  attı, bu konuda Mustafa'yı desteklemek lazım dedi. Sevilcan tek yaşıyormuş galiba, bekarmış. Dedim o Mustafa'ya bakmaz. Mustafa onu punduna getirir dedi. Geçen de telefondan afrodizyak etkili parfümlere bakıyordu Mustafa. Araba alacakmış, bu işlerde araba çok önemli dedi, bir gün kızın birini evine götürmüş, kız demiş ki araban var mı, bu da arabayı ne yapacaksın, arabası olanlara mı ilgi duyuyorsun demiş, kız demiş yok yahu gezerdik diye dedim. Geçen hundai Getz satıyorlardı burada. 75bin km'de 2010 model. Mustafa'ya söyledim, iyiymiş adam hiç kullanmamış neredeyse dedi.. 40 bin tlye satıyorlarmış dedim, çok istiyorlar dedi. Ertan da pahalı diye küfretti, benzinli hem de dizel olsa neyse dedi.

Gazali, Farabi ve ibni sina'yı alemin varlığı ezeli dedikleri ve Allah'ın yalnızca külli gaybı bildiğini iddia ettileri için tekfir etti. Dikkat ederseniz kurt  boğan namıyla bilinen köpekler, kurtları genelde kışın öldürürler. Neden, çünkü kışın iyi beslenemeyen kurt zayıf düşer. Sahibi tarafından düzenli olarak beslenen köpek, bu sayede onları bu haldelerken alt etmeyi başarır.

 

 

It's just me against the world
Ooh, ooh
Nothin' to lose,
It's just me against the world baby
Oh, ah ah
I got nothin' to lose
It's just me against the world
Oh-hahhh
Stuck in the game
Me against the world baby