SUDE ÖZTÜRK
zaten etik bulmuyorum

anahtarlar bulmam için koyduğun yerde
ev yerinde durmuyor gece ikiden sonra
sen o balkona nasıl çıktın sen o sigarayı nasıl yaktın
sekiz anahtarla on üç kapı açmamı anladın da
gece ikiden sonra evi bulamamamı anlamadın
bundan keyif aldığımdan veya başıma güzel şeylerin geldiğinden değil
ev yerinde durmuyor kovalayamıyorum
zaten gece ikiden sonra güzel bi şey olmasını etik bulmuyorum

ezanla birlikte kopan kıyamette
dizlerinin üstünde olanların hepsi kombine

üç kere sağa iki kere sola baktım
yolu yonttum deli koptum
saçımı yoldum dilimi tuttum
şoförü vurdum saati kurdum
bi elbise buldum görünmez oldum
çünkü kimse yakıştırmadı
kimse beğenmedi ben çok beğenmiştim
en azından çıkartmadım
zaten tek başıma üstümü çıkarmayı etik bulmuyorum

dışarda et yemeyi günahım kadar sevmiyorum
günahlarımla her gece öpüşüyoruz
dışarda et yemeninse hiçbir faydasını görmedim
o gelmesini birkaç  saniyeliğine unuttuğun mühim soru
o güleryüzün dağıttığı yargı
etiniz nasıl pişsin?
en son gittiğin cenaze evi şu andan sessiz miydi hatırla
hatırla en son ne zaman bu kadar yalnızlaştın bi anda
utana sıkıla ama içten içe farkında
çok pişsin en çok benimki pişsin
zaten az pişmiş eti etik bulmuyorum
 
yalan söylemekten eşsiz bi zevk alıyorum
olmadığım biri gibi görünmeye
insanların kafasında şekillenmeye
hiçbir özelliğim yokken kategorize edilmeye
kıyaslanmaya ve sıralanmaya hasta oluyorum
deli rolü kesmeye adımı inlettirmeye
sınır çizmeye ve o sınırı geçmeye
yapma denilen her şeyi yapmaya
içerde fotoğraf çekmemem gereken müzelere
dokunmamam gereken heykellere
aramamam gereken numaralara
kendi yarattığım benliğe
ve kendi yaratmadığım saçlarıma derin bir tutku besliyorum
zaten saç toplamayı etik bulmuyorum